Fatma Nur öğretmen: 'Çocuğum var, beni hastaneye yetiştirin'
Hayatının son anlarında oğlu Kemal’i düşünen Fatma Nur Çelik ‘Çocuğum var, beni hastaneye yetiştirin’ demiş.

İSTANBUL Çekmeköy’deki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan bıçaklı saldırıda, 11’inci sınıf öğrencisi F.S.B. tarafından öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik (44) son yolculuğuna uğurlandı. Çelik, dün memleketi Konya’da düzenlenen cenaze töreniyle Musalla Mezarlığı’nda dualarla toprağa verildi.
ALKIŞLI PROTESTO
Cenaze namazına Çelik’i tanıyan tanımayan binlerce vatandaş, ailesi, meslektaşları ve öğrencilerinin yanı sıra Konya Valisi İbrahim Akın ve Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten de katıldı. Bakanlıklar ve sendikalar çelenk gönderdi. Cenaze namazı sırasında bir vatandaş elinde “Milli Eğitim Bakanı Nerde?” yazılı döviz taşıdı. O esnada cami avlusunda vatandaşlardan alkışlı protesto yükseldi.
Cenazede en acı anlardan biri ise Fatma Nur Çelik’in 10 yaşındaki oğlu Kemal’in annesinin tabutuna sarılması oldu. Çelik’in annesi Rukiye Çelik de kızının tabutunun başında güçlükle ayakta durabildi. Cenaze sırasında anne Rukiye Çelik gözyaşı dökmedi. Yakınlarına, “Kızım oğlunu bana bıraktı, o yüzden üzülmek ağlamak istemiyorum” dediği duyuldu. Fatma Nur Çelik’in babasının ise üç yıl önce vefat ettiği öğrenildi. Ailedeki diğer kardeşlerin de Fatma öğretmen gibi sanata merakı olduğu, kardeşi Esra’nın da sanatçı olduğu öğrenildi. Fatma Nur’un annesi ve kız kardeşi Esra cenaze boyunca birbirinden ayrılmadı. Fatma Nur Çelik’in naaşını mezara mimar kuzeni Celalledin Çelik indirdi.
‘İLK MÜDAHALEYİ BİZ YAPTIK’
Nefes’e konuşan ve olaya tanık olan bir öğretmen dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Öğretmen “Okulun polisi var, mesaisi var okulun içinde ama ne oldu? Fatma Nur’a tamponu biz yaptık. İlk müdahaleyi biz yaptık. Çocuğu ilk etkisiz hale biz getirdik. Sonra ambulans geldi, hastaneye götürdü. Yarın bu öğretmenler derse nasıl girecek bilmiyoruz” dedi.
Okulda görevli başka bir öğretmen de saldırgan F.S.B. konusunda defalarca uyarılarda bulunduklarını anlattı. Öğretmen, “Aile bir süre çocuğu okula göndermedi. Çocuğun şizofreni raporu yoktu. Biz de bekledik ki rapor çıksın çocuğu açık liseye kaydettirebilelim. Ama doktor Obsesif kompulsif bozukluk tanısı koymuştu. Zaten çocuk problemli olduğu için biz ‘açık liseye alalım’ diye aileden ricacı olduk. Çocuğun raporları vardı. Görüşmelerde ‘Aklımdan sesler bir şeyler söylüyor’ diyordu. ‘Çocuk örgün eğitime uygun değil’ dedik. Psikiyatra yönlendirildi. Ama devamsızlıktan kalmadığı için açık liseye kaydı yapılamıyor. Tek çaremiz ‘Ne olur çocuğunuzu okula göndermeyin’ diye aileye yalvarmak oldu” dedi.
Öğretmen olay gününü ise şu sözlerle anlattı: “Olay günü ders programına bakıyor. Ders programına göre hedef seçiyor. Fatma’ya gidiyor. Fatma Nur sınıfta bıçaklanıyor. Sonra diğer sınıfa giriyor. Bir başka öğretmenin kapısını zorluyor. Bulamayınca beden eğitimi öğretmenine yöneliyor. Seda öğretmeni bulamayınca sınıfta bir öğrenciye bıçak çekiyor. Daha sonra diğer rehber öğretmenimizin kapısını tekmeliyor. Öğretmen son anda kapıyı kapatıyor ve kilitliyor. ‘Seni de öldüreceğim’ diyor. Ucundan döndü diğer arkadaşlar. Kapıda hala tekme izi duruyor.”
‘BIÇAKLANABİLİRİM’
Meslektaşı Fatma öğretmenin son sözlerini de aktararak, “Kemal’imi okuldan gidin alın. Benim çocuğum var, acele hastaneye yetiştirin’ diyor. 10 yaşındaki 5’inci sınıf öğrencisi Kemal göz göre göre annesiz kaldı. Bu bir sistem sonucu, öğretmeni itibarsızlaştıran bir sistemin sonucu. Biz sınıflarımıza nasıl gireceğiz bilmiyoruz şu anda. Arkadaşımıza mı yanalım, kendimize mi yanalım” diye konuştu. Geçen yıl okulda bir bıçaklama olayı daha yaşandığı ve o zaman güvenlik önlemlerinin artırılacağının söylendiğini de belirten öğretmenin anlattığına göre Fatma Nur Çelik daha önce yapılan bir toplantıda “Ben de bıçaklanabilirim, bir sonraki ben olabilirim” demişti.
