Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur
Dolar : 46,3169 %0,06 Değişim Euro : 53,8466 %0,12 Değişim Altın : 6.475,28 %0,44 Değişim BIST 100 : 14.421,15 %-0,50 Değişim Brent Petrol : 79,50 -4,41 Değişim

Öğretmen adayları: Mesleği bırakmayı değil açlığı seçtik

Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler açlık grevinde. Biyoloji öğretmeni Betül Koca, "Ya mesleği bırak ya da aç kal deniliyor" diyerek yaşadıkları güvencesizliği anlatıyor.

Giriş : Güncelleme :
Öğretmen adayları: Mesleği bırakmayı değil açlığı seçtik

Ankara'da açlık grevinin ikinci günündeki biyoloji öğretmeni Betül Koca, yeni eğitim yılı başlamadan önce yeniden iş aramak zorunda. On bir yıldır öğretmenlik yapan 36 yaşındaki Koca, bugüne kadar yüzlerce öğrenci yetiştirdiğini anlatıyor. Öğrencilerinden bazıları bugün tıp fakültelerinde eğitim görüyor, bazıları ise sağlık alanında çalışıyor.

Ancak Koca, yaz aylarında geçinebilmek için bu yıl da bir kafede çalışmaya hazırlanıyor. "Bu yıl da gidip yazın bir kafede çalışmak zorunda kalacağım. Neden? İhtiyacımı karşılayabileyim, evime ekmek götürebileyim diye" diyor.

Koca, öğretmenlik yaptığı yıllar boyunca karşı karşıya kaldığı güvencesizliğe tepki gösteriyor. "Bana reva görülen yaşam bu mu? Bizlere reva görülen yaşam tarzı bu mu? Neden biz bu koşullarda yaşamak zorundayız?"

Koca, özel sektör öğretmenlerinin yıllardır aynı çıkmazla karşı karşıya olduğunu söylüyor. "Bize iki seçenek sunuluyor: Ya mesleği bırak ya da aç kal diye. Biz de burada tabii ki açlığı seçiyoruz."

Betül Koca, Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenlerin sürdürdüğü süresiz açlık grevine katılan öğretmenlerden biri.  

Öğretmenler, taban maaş hakkının geri getirilmesini, belirli süreli sözleşmeler nedeniyle yaşadıkları güvencesizliğin sona erdirilmesini ve öğretmenlik mesleğinin yeniden güvence altına alınmasını talep ediyor.

Yaşadıklarını yalnızca kendi hikâyesi olarak görmeyen Koca, özel okullarda ve kurslarda çalışan binlerce öğretmenin benzer sorunlar yaşadığını söylüyor.

"Her yıl iş aramaktan yorulduk"

Koca'nın anlattıkları, özel sektörde çalışan öğretmenlerin karşı karşıya olduğu çalışma koşullarına ışık tutuyor.

Kurs öğretmeni olarak çalışan Koca, meslek hayatı boyunca düzenli ve güvenceli bir çalışma düzeni kuramadığını söylüyor. Eğitim dönemleri sona erdiğinde binlerce öğretmen gibi yeniden iş aramak zorunda kaldığını belirtiyor.

"Bu zamana kadar birçok öğrenci okuttum ve iki yılda bir, üç yılda bir işsiz kalıyorum" diyor.

Özel okullarda ve kurslarda çalışan öğretmenlerin önemli bölümünün 9 ya da 10 aylık sözleşmelerle çalıştırıldığını belirten Koca, eğitim dönemi sona erdiğinde sözleşmelerin de sona erdiğini anlatıyor.

Koca'ya göre her yıl yeniden iş aramak, yeni sözleşme beklemek ve işsiz kalma ihtimaliyle yaşamak öğretmenleri yalnızca ekonomik olarak değil psikolojik olarak da yıpratıyor. Bu belirsizliğin yıllar içinde bazı öğretmenleri meslekten uzaklaştırdığını belirtiyor.

"Her yıl iş aramaktan o kadar yıprandık ve o kadar yorulduk ki."

Sigorta eksik, maaş kayıt dışı

Özel sektör öğretmenlerinin dile getirdiği sorunlardan biri de sigorta uygulamaları. Koca, öğretmenlerin kimi zaman sigortasız çalıştırıldığını, kimi zaman ise yalnızca birkaç günlük sigorta gösterildiğini söylüyor.

"Sigortasız çalışıyorum ya da iki üç günlük sigortalarla çalışıyorum ve 11 yıllık öğretmenim. Primime baktığınızda önümde belki de 17 yıl daha çalışmam gerekiyor."

Bu durumun emeklilik hakkını doğrudan etkilediğini belirten Koca, yıllarca çalışan öğretmenlerin prim günlerini doldurmakta zorlandığını ifade ediyor.

"Benim emekli olma hakkım, güvence ve çalışma hakkım elimden alınıyor."

Öğretmenler ayrıca bazı kurumlarda maaşların bir bölümünün elden ödendiğini, bu nedenle çalışma koşullarının ve ücretlerin kayıt altına alınamadığını dile getiriyor.

Koca, denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunu savunuyor. "Ne ara işten çıkıyorum ne ara işe giriyorum, bunlar ispatlanamıyor. Elden maaş alıyorum ispatlanamıyor."

"22 bin lira ile geçinmek zorunda kaldım"

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın temel taleplerinden biri taban maaş hakkının geri getirilmesi.

2014 yılında Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda yapılan değişiklikle kaldırılan düzenleme, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin kamudaki meslektaşlarından daha düşük ücret almasını engelliyordu. Sendikaya göre bu düzenlemenin kaldırılmasının ardından ücretler önemli ölçüde geriledi.

Koca, geçen yıl aldığı maaşı örnek gösteriyor: "Bu yıl özellikle örneğin 22 bin lira maaşla ben bir yılı geçindirmek zorunda kaldım. Asgari ücret bile almıyoruz."

Koca, annesiyle birlikte yaşadığını ve ailesinin geçimine katkı sağlamak zorunda olduğunu anlatıyor. "Ailemi geçindiriyorum. Annemle yaşıyorum, kiramı ödeyemiyorum."

Kira, faturalar ve temel yaşam giderlerinin mevcut ücretlerle karşılanamadığını söyleyen Koca, öğretmenlerin yalnızca mesleklerini sürdürebilecek değil, insanca yaşayabilecek koşullar talep ettiğini belirtiyor ve "Biz burada daha doğrusu hepimiz insanca yaşamak istiyoruz" diyor.

Eğitimde büyüyen özel sektör

Milli Eğitim Bakanlığının 2024-2025 örgün eğitim istatistiklerine göre Türkiye'de 14 bin 700 özel okul bulunuyor. Bu okullarda eğitim gören öğrenci sayısı 1 milyon 539 bin 579'a ulaşmış durumda. Özel okullarda görev yapan öğretmen sayısı ise 177 bin 738.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın (Eğitim Sen) değerlendirmesine göre 2002-2003 eğitim öğretim yılında 246 olan özel okul sayısı, 2024-2025 döneminde 14 bin 700'e yükseldi. Aynı dönemde toplam okullar içindeki özel okul oranı da yüzde 2'den yüzde 19,85'e çıktı.

Özel sektör öğretmenleri ise özel okul sayısındaki bu büyümenin çalışma koşullarına yansımadığını savunuyor.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'na göre kamusal eğitim yatırımlarındaki gerileme ve öğretmen istihdamındaki sorunlar, daha fazla öğretmeni özel sektöre yönelmek zorunda bırakıyor.

Kamusal eğitimden özel okullara

Eğitim Sen'e göre Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay yıllar içinde önemli ölçüde geriledi.

2002 yılında Bakanlık bütçesinin yüzde 17,18'i yatırımlara ayrılırken, 2026 yılı bütçe teklifinde bu oran yüzde 8,26 seviyesinde kaldı.

Milli Eğitim Bakanlığı ise 2026 yılında yaklaşık 1,94 trilyon liralık bütçeyle merkezi yönetim bütçesinden en yüksek payı alan kurum olmayı sürdürüyor.

Eğitim sendikaları ise toplam bütçenin büyüklüğünden çok, bu bütçenin hangi alanlara ayrıldığına dikkat çekiyor. Sendikalara göre kamusal eğitim yatırımlarının yavaşlaması, öğretmen istihdamından okul altyapısına kadar birçok alanda sorunları derinleştiriyor.

Özel sektör öğretmenleri de bu nedenle kendi çalışma koşullarını eğitim politikalarından bağımsız görmüyor.

Mülakat mağdurları da açlık grevinde

Ankara'daki eylemde yalnızca özel sektör öğretmenleri yer almıyor. Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen atamalarında uyguladığı mülakat sistemi nedeniyle hak kaybına uğradığını söyleyen öğretmenler de açlık grevine katılıyor.

Mülakat mağduru öğretmenler, KPSS puanlarıyla atama sıralamasına girmelerine rağmen sözlü sınav puanları nedeniyle kontenjan dışında kaldıklarını savunuyor. Öğretmenler, mülakat uygulaması nedeniyle 1611 kişinin atanamadığını belirtiyor.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, mülakat mağduru öğretmenlerin atanma talebi ile özel sektör öğretmenlerinin güvenceli çalışma talebinin aynı mücadelenin parçaları olduğunu vurguluyor.

Gözaltılar ve açlık grevi

Öğretmenlerin Ankara'daki eylemleri son günlerde polis müdahalesiyle de gündeme geldi.

Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplanan öğretmenler, TBMM önünde açıklama yapmak isterken polis engeliyle karşılaştı. Aralarında sendika yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda öğretmen gözaltına alındı. Öğretmenler daha sonra serbest bırakıldı.

Koca, son günlerde yoğun engelleme ve gözaltılarla karşı karşıya kaldıklarını söylüyor. Buna rağmen farklı illerden öğretmenlerin Ankara'ya gelmeye devam ettiğini, ailelerin de eyleme destek verdiğini belirtiyor.

Sendika temsilcileri ve öğretmen aileleri bugün TBMM'de grup başkanvekilleri ve Milli Eğitim Komisyonu üyeleriyle de görüştü. Ancak öğretmenler, verilen sözlerin artık somut adımlara dönüşmesini istiyor.

Koca, son beş yılda taleplerini defalarca dile getirdiklerini ancak sonuç alamadıklarını söylüyor.

"Bunu dillendiriyoruz. Beş yıldır dillendiriyoruz. Sorumlular, başından sonuna kadar herkes hak veriyor. Sorunun çözümüne gelince bir adım atılmıyor."

Koca'ya göre sorumluluk yalnızca Milli Eğitim Bakanlığında değil. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin adım atması gerektiğini belirtiyor. "Doğrudan muhataplarına sorumluluk almaya çağırıyoruz."

Açlık grevini sürdürmekte kararlı olduğunu vurgulayan Koca, çağrısını toplumun vicdanına yöneltiyor:

"Ben buradan her şeyden öte toplumun vicdanına sesleniyorum."

Ardından öğretmenlerin talebini tek cümlede özetliyor:

"Biz onların çocuklarını okutan öğretmenleriz ve geçinemiyoruz."

Pelin ÜLKER / DW Türkçe