Vakıf üniversiteleri 400'Ü aşkın öğretim görevlisinin işine son verdi
Vakıf üniversitelerinde akademik yılın bitmesiyle "norm fazlası" ve "sendikal faaliyet" gerekçesiyle işten çıkarmalar sürüyor. İstanbul Aydın Üniversitesi'nden işten çıkarılan Tuğçe Biga, sendikalı olmasının ardından işten çıkarıldığına dikkat çekti

Akademik dönemin sona ermesinin ardından pek çok vakıf üniversitesinden yüzlerce öğretim görevlisi önümüzdeki dönemde dersliklerde olamayacak. Kontenjanların düşürülmesiyle kapanan bölümlerden, farklı kâr politikalarına yönelen üniversitelerden pek çok öğretim görevlisi "sözleşme süresinin dolduğu" veya "norm fazlası" gibi gerekçelerle işten çıkarıldı.
İstanbul Aydın Üniversitesi'nden işten çıkarılan öğretim görevlisi Tuğçe Biga, işten çıkarmaların temel nedeninin son birkaç yıldır öğrenci alımlarının ve kontenjan doluluk oranlarının azalması olduğunu vurguladı. Biga, "Vakıf üniversitelerinde nitelikli eğitim vermekten ziyade, kâr-zarar hesabı yapan mütevelli heyeti başkanlarının kararları belirleyici olmaktadır. Kâr etmeyen bölümlerin kapatılması hedeflenmekte ve bu durum doğrudan akademisyenlerin işten çıkarılmasıyla sonuçlanmaktadır" ifadelerini kullandı.
BİR HAFTA SONRA İSTİFASI İSTENDİ
Biga, diğer vakıf üniversitelerinin aksine kendi üniversitesinde sendikal faaliyetlerin bir işten çıkarılma gerekçesi olarak sunulmadığını belirtti. Biga, kapatılan bölümlerdeki öğretim görevlileri haricinde işten çıkarılan tek akademisyen olmasının sebebinin 11 yıldır üstlendiği sendikal faaliyetler olabileceğini değerlendirdi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Yürütme Kurulu Üyeliği de yapan Biga, üniversitelerde muhalif ve sendikalı akademisyenlerin işten çıkarmalarda öncelikli olarak hedef alındığına dikkat çekti. İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde 11 yıldır görev yaptığını belirten Biga, "Kurumdaki 11 yıllık emeğimin ardından işten çıkarılmamda, yürüttüğüm bu sendikal faaliyetlerin ve kimliğimin doğrudan etkili olduğunu değerlendiriyorum. Ayrıca katıldığım bir strateji toplantısında mütevelli heyeti başkanının kâr odaklı yaklaşımlarına karşı çıktığım bir tartışma yaşanmıştı. Yaşanan bu olayların tamamının işten çıkarılma sürecimde rol oynadığını düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Üniversitede çalıştığı süreçte dekanlık tarafından bölüm başkanı olarak atandığını, bir hafta sonra ise başkanlıktan istifasının istendiğinin altını çizen Biga, "Kendi kurumumda EBS üzerinden yapılan bildirimlerle işten çıkarılan 8 kişiyi tanıyorum. Benim dışındaki herkes kapatılan bölümlerde görev yapıyordu, sadece benim bölümüm kapatılmadı. Bu durum, işten çıkarılmamda sendikal kimliğimin etkili olduğunu düşündürüyor. Benzer şekilde, Aydın Üniversitesi'nde de ücret kesintilerine itiraz eden ve sendikal kimliğiyle öne çıkan çok sayıda kişinin işten çıkarıldığı yönünde bilgiler var" dedi.
Biga, "İlerleyen günlerde de milletvekillerine ulaşmayı ve konuyu YÖK'e taşıyarak bir dilekçe vermeyi planlıyoruz. Örneğin norm kadro fazlalığı gerekçesiyle işten çıkarıldım. Neye göre bu üç kişiden fazlası norm kadro fazlası? Bunun yasal dayanağını soracağız" diye konuştu.
Aynı üniversiteden işten çıkarılan başka bir akademisyen ise vakıf üniversitelerindeki hak ihlallerine dikkat çekti. Kampüsteki mesai dayatmasına değinen akademisyen yaşanan sorunları "Bir akademisyeni ona mesai dayatarak verimli kılamazsınız. Akademisyenler yoğun ders yükü, ek idari görevler ve pek çok başlıkta üniversitenin kurumsal prestijine yönelik çalışmalarda görevlendiriliyor. Bunun yanında sürekli yayın ve proje baskısına maruz kalıyorlar. Mesailere bakılarak düzenli maaş kesintileri yapılıyor fakat bu kesintiler hakkında hiçbir bildirimde bulunulmuyor. Maaşınızdan neden ve ne kadar kesinti yapıldığını sorduğunuzda kesinlikle yazılı bir yanıt alamıyorsunuz. Üstelik bu 'eksik saatler' toplanıyor ve kesinti eksik gün şeklinde yansıtılıyor" şeklinde sıraladı.
KONTENJANA GÖRE İKİNCİ DALGA OLABİLİR
İşten çıkarma politikalarının kâr hırsıyla orantılı olduğunu değerlendiren İstanbul Beykent Üniversitesi Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Temsilcisi, "Vakıf üniversiteleri tamamen kâr optimizasyonunu sağlamak amacıyla ve akademisyenleri birer maliyet unsuru olarak gördükleri için bu işten çıkarma politikalarını uyguluyorlar. Ancak bu durumu gerekçelendirirken bize sundukları sebepler farklılık gösteriyor" dedi.
Kontenjan doluluk oranlarına bakılarak ikinci bir işten çıkarma dalgasının yaşanabileceğine işaret eden sendika temsilcisi, "Kontenjanların dolmaması aslında tamamen üniversitelerin her yıl yaptığı fahiş zamlar ve ülke ekonomisiyle ilgili, insanların eğitime bütçe ayırmakta zorlanmasıyla doğrudan bağlantılı. Bu durumun sorumlusu bizler değiliz. Eğer işten çıkarmalar sadece öz kaynakların kullanımı gibi asılsız ve hukuksuz gerekçelere dayandırılırsa, okul içinde veya tercih günlerinde çeşitli eylemler gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Şu anki önceliğimiz ise konuyu gündemden tutmak" ifadelerini kullandı.
Etki Can BOLATCAN / BİRGÜN
