Bölgesel asgari ücret ile eşit işe eşit ücret ilkesi tamamen ortadan kalkacak
Hükümet, açlık sınırının altındaki milyonlarca asgari ücretli çalışan için 'bölgesel asgari ücret' uygulamasını gündemine aldı. Aynı bölgede yaşayan farklı kesimden yurttaşların yaşam standardının aynı olmadığını belirten Çalışma Yaşamı Uzmanı Çelik, rejimin asgari ücret tespit mekanizmasının çöktüğünü, bu uygulamanın ise asgari ücreti düşük tutmaya yönelik olduğunu söyledi. Uygulama hayata geçirilirse eşit işe eşit ücret ilkesi tamamen ortadan kalkacak.

Türkiye'de açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca asgari ücretliye temmuz ara zammı yapılmazken iktidar eşit işe eşit ücret ilkesini tamamen ortadan kaldıracak ‘bölgesel asgari ücret’ uygulamasını gündemine aldı. İktidar, Emekliye 3 bin 552 lira, ülkenin yüzde 50'sine denk gelen asgari ücretliye ise hiç zam yapmayarak, milyonları sefalete mahkum etti. Çalışma Yaşamı Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, iktidarın asgari ücret tespit mekanizmasının tıkanması sonucunda gelir uçurumunu daha da derinleştirecek bu uygulamanın asgari ücreti düşük tutmayı amaçladığını söyledi.
Kulislerde konuşulanlara göre, mevcut tek tip asgari ücret uygulaması yerine şehirlerin yaşam maliyetleri ile sektörlerin ekonomik koşullarını esas alan sektörel ve bölgesel asgari ücret modeli üzerinde çalışmalar yürütülüyor.
Uygulamanın "çalışanların alım gücünün korunması, istihdamın artırılması ve işletmelerin rekabet gücünün desteklenmesi" amacıyla tasarlandığı iddia ediliyor. Ancak satır aralarında işverenlerin artan maliyet yükünü hafifletmek ve çalışanların insanca yaşama yetecek ücret taleplerinin "bölgesel yaşam maliyeti farklılıkları" öne sürülerek aşağı çekilebileceği tahmin ediliyor.
NEDEN BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET DEĞİL?
Çalışma Yaşamı Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, iktidarın gündeme getirdiği bölgesel asgari ücret uygulamasının, aslına bakıldığında bölgesel asgari ücret uygulaması olmadığını, aynı bölgede yaşayan farklı kesimlerin, aynı ölçüde yaşam standartlarının bulunmadığını söyledi. Çelik, uygulamaya yönelik şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bölgesel asgari ücret Türkiye’de son çeyrek asırdır sık sık gündeme geldi. Başta Uluslararası Para Fonu (IMF), işveren örgütleri, AKP hükümeti ve hükümet medyası konuyu sık sık gündeme getiriyor.
Asgari ücret geçinmek için yetersiz kalınca, asgari ücreti artırmak yerine bazı bölge ve sektörlerde onu düşürme manevrasına başladılar.
Bölgesel asgari ücret uygulaması, IMF ve çeşitli işveren örgütleri tarafından uzun süredir savunulmakta; zaman zaman hükümet çevrelerince de gündeme getirilmektedir. Geçmişte sayısız kez tartışmaya açılmasına rağmen, sendikaların ve sosyal politika alanında çalışan bilim insanlarının haklı itirazları ve tepkileri nedeniyle hayata geçirilememiştir.
Türkiye’de 1951–1974 yılları arasında uygulanan bölgesel asgari ücret modelinden, 1974 yılında Bülent Ecevit başbakanlığındaki CHP-MSP Koalisyon Hükümeti döneminde vazgeçilmiş ve ulusal ölçekli tek bir asgari ücret uygulamasına geçilmiştir. Dolayısıyla Türkiye, 50 yıl önce terk ettiği bu yöntemi geçmişte denemiş ve başarısızlığını tecrübe etmiştir.
Dünya genelinde bu uygulama ağırlıkla ABD, Kanada ve Hindistan gibi federal (eyalet) sistemine sahip sınırlı sayıda ülkede söz konusudur. Bunun dışında Çin’de bölge veya il düzeyinde uygulanmaktadır. Endonezya ve Vietnam’da bölgesel asgari ücret asgari ücret sistemi yoktur. Eyalet sistemi olmayan üniter devletlerde böyle bir yönteme başvurulması, ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi başta olmak üzere anayasal kurallar ve eşitlik ilkesi açısından ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
GELİR UÇURUMU DERİNLEŞECEK
Bu öneri, aynı zamanda asgari ücretin tanımı ve özüyle de çelişmektedir. Asgari ücret, bir ülkedeki en düşük ücret sınırıdır ve bu sınırın altına inilemez; inilmesi Anayasa'ya ve eşitlik ilkesine aykırıdır. Mevcut asgari ücret çıtasının çok altına inilmesine zemin hazırlayacak olan bölgesel asgari ücret modeli, gelir dağılımı adaletsizliğini artırarak bölgeler arası gelir uçurumunu daha da derinleştirecektir.
Öte yandan, bölgelerin hangi kıstaslara göre belirleneceği belirsiz olduğundan bu tartışma adeta dipsiz bir kuyudur. Metropollerde, aynı kent içinde dahi ciddi yaşam maliyeti farkları söz konusudur. Örneğin İstanbul’da Sultanbeyli ile Şişli veya Ankara’da Çankaya ile Sincan aynı yaşam maliyetine sahip değildir. Bu durumda bölgelerin sınırının nereden çizileceği teknik değil, tümüyle siyasi bir tercih hâline gelmektedir.
Türkiye’deki asıl sorun bölgesel asgari ücretin olmaması değil, asgari ücretin ortalama (genel) ücret haline gelmiş olmasıdır. Ülkemizde asgari ücret ve civarında ücret alanların oranı yaklaşık yüzde 50, toplu iş sözleşmesi kapsamı ise yüzde 10 civarındadır. Avrupa Birliği ülkelerinde ise asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 4 ila 12 arasında değişirken, toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 60 seviyelerindedir.
ASGARİ ÜCRET TESPİT MEKANİZMASI TIKANDI
Konunun gündeme gelmesinin nedeni asgari ücrete zam yapılmasının kaçınılmaz olması ve asgari ücret tespit mekanizmasının tıkanmasıdır.
Önce Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısını değiştirmek gibi formülleri gündeme getirdiler. Bunlar tutmayınca yeniden bölgesel asgari ücret tartışmasına döndüler.
Gerekçe olarak sektörlerin ve bölgelerin yaşam maliyetleri ile kazanç yapılarının farklı olduğu gösteriliyor. Ancak bu bir kandırmacadır. Zaten genel ücret düzeyi bölge ve sektör farklılıklarına göre şekilleniyor. Asgari ücret ise bölgesel ve sektörel adaletsizlikleri gidermek ve asgari bir koruma sağlamak için yapılan bir düzenlemedir. Dolayısıyla asgarinin asgarisi olmaz.
Temel sorun asgari ücretin bölgesel veya sektörel olmaması değil, asgari ücretin sınırlı bir kesimi kapsayan bir taban olmaktan çıkmasıdır. Türkiye’de asgari ücret genel ücrete dönüşmüştür; değişmesi gereken de budur. Bunun için asgari ücreti bölgesel veya sektörel yapmaya gerek yoktur. Yapılması gereken, ücretlerin toplu pazarlıkla saptanmasını sağlamak, sendikalaşmayı ve ve 6246 sayılı Kanunda var olan teşmili uygulamaktır. Teşmil, farklı sektör ve işyerlerinde imzalanmış toplu iş sözleşmelerinin, toplu iş sözleşmesi bulunmayan bölge ve sektörlere yaygınlaştırılmasıdır.
Bölgesel ve sektörel asgari ücret bazı bölge ve sektörlerde asgari ücreti düşük tutmanın gizli yoludur. Şimdiden asgari ücrete makul bir artış yapılmasını önlemek ve olası artışı bazı bölge ve sektörlere yansıtmamak istiyorlar.
Milyonların asgari ücret cenderesinden kurtulması için toplu iş sözleşmesi kapsamının genişletilmesi ve asgari ücretlilerin oranının daraltılması şarttır. Asgari ücret, gelişmiş ülkelerdeki gibi sınırlı bir kesimin aldığı ‘istisnai’ bir ücret haline geldiğinde, bölgesel asgari ücret tartışması da kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bu çerçevede, farklı bölge ve sektörlerdeki ücretler arasında bir denge kurulabilmesinin asıl yolu, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, imzalanan toplu iş sözleşmelerinin sendikasız işletmelere de teşmil edilmesidir (yaygınlaştırılmasıdır). Mevzuatımızda buna uygun hüküm bulunmasına rağmen maalesef uygulanmamaktadır.
Sonuç olarak, bölgesel asgari ücret uygulaması Türkiye’de mevcut sorunları çözmek yerine daha da ağırlaştıracaktır. Temel amaç; asgari ücretle çalışanların sayısını sınırlamak ve bunun dışındaki ücretlerin toplu iş sözleşmeleri yoluyla saptandığı adil bir ücret sistemi inşa etmek olmalıdır.”
BÖLGESEL ASGARİ ÜCRETİN KALDIRILIŞ SÜRECİ
Anayasa Mahkemesi, TİP’in başvurusu üzerine 14 Mayıs 1970 tarihli (E.1967/40, K.1970/26) kararıyla 931 sayılı İş Kanunu’nun tamamını iptal etti. Karar, 11 Mayıs 1971 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Ancak bu iptalin gerekçesi, bölgesel asgari ücret düzenlemesi değildi. Kanun, yasama sürecindeki şekil bozukluğu nedeniyle iptal edildi; esas yönünden incelenmedi. Dolayısıyla asgari ücret hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadı.
Kanun iptal edilmesine rağmen iptal kararının yürürlüğe girmesi ertelendi; 1971’de çıkarılan 1475 sayılı İş Kanunu da bölgesel asgari ücret belirlenmesine imkân tanıdı.
1475 sayılı Kanun’un 33. maddesinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na asgari ücreti belirleme yetkisi verilirken, ücretin kapsamının mahallî, bölgesel veya ülke düzeyinde belirlenebilmesine olanak tanınmıştır.
Komisyon, 1974’ten itibaren kanunun verdiği yetkiye dayanarak bölgesel değil ulusal asgari ücret saptamıştır. Böylece bölgesel asgari ücret uygulaması 1974 yılında kaldırılmış oldu.
Ebru ÇELİK / BİRGÜN
İlişkili Haberler
