Dünyada büyük bir enerji krizi yaşanıyor
İsrail ve ABD’nin İran’a açtığı savaşın aylarca sürmesi ve çatışmaların Hürmüz’den Kızıldeniz’e genişlemesi dünyada büyük bir enerji krizine yol açtı. Brent petrolün fiyatı 108 dolara çıkarak yüzde 50 arttı. Dünyadaki petrol stokları azaldı, petrol üreticisi Rusya bile yakıt sorunu yaşamaya başladı.

Dünya ekonomisi, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı’nın ilk döneminde sahip olduğu petrol stokları sayesinde daha kontrollü bir tabloyla karşı karşıyaydı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, çatışmalardan hemen önce küresel petrol piyasasında toplam stoklar 8,2 milyar varili buluyordu. Hem güçlü petrol stokları hem de Çin'in yüksek ithalat ve depolama faaliyetleri, savaşın ilk aylarında arz kesintilerinin piyasaya tam olarak yansımasını engelledi. Avrupa Birliği'nde de (AB) stratejik rezervlerin sağladığı önemli bir tampon vardı. AB ülkelerinin 90 günlük tüketime karşılık gelen stratejik petrol stoklarına sahip olması arz şokunu sınırlandırdı. Ancak karşılıklı saldırıların uzaması, stokların sağladığı tamponu zayıflattı. IEA'ya göre, ağustosta küresel petrol stokları günlük 3,1 milyon varil azaldı.
KRİTİK ROTALAR KUŞATMA ALTINDA
Enerji piyasalarını asıl zorlayan gelişme, petrolün dünya pazarlarına ulaşmasına imkân tanıyan kritik geçiş noktalarının aynı anda baskı altına girmesi oldu. Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiği savaş öncesindeki seviyelerin oldukça altına indi. Boğazdan geçen petrol miktarı da çatışma öncesindeki günlük 20 milyon varilin üzerindeki seviyeden 10 milyon varile kadar geriledi. Hürmüz'deki sıkışıklık karşısında Suudi Arabistan'ın Doğu- Batı Petrol Boru Hattı önemli bir alternatif güzergâh haline gelmişti. Fakat düzenlenen İHA saldırılarının ardından Riyad yönetimi hattı tedbir amacıyla kapattı. Yaklaşık 1.200 kilometrelik hat, Suudi petrolünün Basra Körfezi'nden Kızıldeniz'e taşınmasını sağlayarak Hürmüz'e alternatif oluşturuyordu. Yemen'deki Husiler, dünyanın en büyük petrol şirketi Saudi Aramco'nun üretim tesislerini de vurdu. Husilerin Kızıldeniz kıyısında ilerlemesi ve Babülmendep Boğazı çevresindeki stratejik noktalarda etkinliğini artırması, Avrupa ile Asya arasındaki enerji rotalarındaki riski daha da büyüttü. Babülmendep üzerinden geçen gemi trafiği yarı yarıya kesildi. Ortaya çıkan tabloyla petrol üretiminden rafinerilere, boru hatlarından tanker taşımacılığına kadar enerji zincirinin farklı halkaları aynı anda baskı altına girdi.
BRENT PETROLDE 108 DOLAR EŞİĞİ AŞILDI
Arz güvenliğine ilişkin endişeler petrol fiyatlarını da yeniden yukarı taşıdı. Brent petrol 108,75 dolara kadar çıkarak son dört ayın en yüksek seviyesine erişti. Brent fiyatı, savaşın başladığı 28 Şubat öncesine göre yüzde 49'dan fazla arttı. Fiziki piyasadaki baskı ise daha da belirginleşti. Avrupa'daki bazı petrol kargolarının fiyatları 122 dolar seviyesine kadar tırmandı. Suudi Arabistan'ın Avrupa'ya yönelik bazı eylül ayrı sevkiyatlarını askıya aldığı öğrenildi.
RUSYA'DA BİLE AKARYAKIT SIKINTISI VAR
Dünyanın en büyük petrol üreticileri arasında yer alan Rusya'nın dahi rafine yakıt sıkıntısına maruz kalması dikkat çekti. Ukrayna'nın Rus petrol rafinerilerine yönelik İHA saldırıları sebebiyle ülkenin önemli rafinerilerinde üretim kesintileri yaşanırken, Moskova iç piyasayı korumak amacıyla benzin ve motorin ihracatına sınırlamalar getirdi. Bazı akaryakıt istasyonlarında araç başına satış limitleri konuldu. Rosneft bazı bölgelerde benzini araç başına 30 litreyle sınırlandırmayı kararlaştırdı. Gazprom Neft ise istasyonlara göre 40 ila 60 litre arasında limit uyguluyor. Rusya ayrıca iç piyasadaki açığı kapatmak için petrol ürünleri ithal ediyor.
AVRUPA'DA DİZEL STOKLARI 12 YILIN DİBİNDE
Avrupa'da ise sorun yalnızca ham petrol fiyatlarıyla sınırlı değil. Hürmüz'deki kesintiler Avrupa'nın dizel ve jet yakıtı tedarikini ciddi biçimde etkiledi. Avrupa'daki yakıt stokları 12 yılın en düşük seviyelerini gördü. Bölgenin dizel ve jet yakıtı arzında önemli kayıplar olduğu belirtiliyor. Dizel fiyatlarındaki yükseliş, enerji krizinin ekonomiye aktarım mekanizmasını da hızlandırıyor. Karayolu taşımacılığından tarıma, sanayiden hava taşımacılığına kadar geniş bir alanda akaryakıt maliyetleri yükseliyor. Dolayısıyla petrol fiyatındaki yükseliş yalnızca pompaya yansımıyor. Nakliye maliyetleri artıyor, üretim giderleri yükseliyor, gıda ve sanayi ürünlerinin fiyatları üzerinde yeni baskılar oluşuyor.
MERKEZ BANKALARI YİNE ZORA GİRDİ
Enerji fiyatlarındaki yeni yükseliş dalgası, dünya ekonomisinin rahatlamaya başladığı bir dönemde enflasyon canavarını tekrar hortlattı. Petrol ve doğal gazdaki yükseliş önce enerji maliyetlerini artırıyor; ardından taşımacılık, elektrik üretimi, tarım ve sanayi üzerinden ekonominin geneline yayılıyor. Özellikle dizel fiyatlarındaki sert artış, lojistik zincirindeki maliyet baskısını büyütüyor. Merkez bankaları açısından ortaya çıkan tablo ise zorlaşıyor. Enflasyon yeniden hızlanırken faiz indirimi alanı daralıyor. Enerji kaynaklı fiyat artışlarını faiz artırarak doğrudan durdurmak mümkün gözükmese de merkez bankaları enflasyon beklentilerinin bozulmasını önlemek için para politikasını daha uzun süre sıkı tutmak zorunda kalabilir. Enerji maliyetlerinin arttığı, enflasyonun yeniden hızlandığı, yüksek faizlerin yatırımları ve tüketimi baskıladığı bir ortamda küresel büyümenin yavaşlama ihtimali güçleniyor. Savaşın ikinci perdesinde ülkelerin çok daha ağır bir enerji faturasıyla karşılaşabileceğinden endişe duyuluyor.
Cabir TURĞUT
