Düşük gelir depresyon riskini ikiye katlıyor
Küresel ölçekte yapılan bir araştırmaya göre, düşük gelir grubunda yer alanların depresyona yakalanma riskinin, yüksek gelir grubuna oranla neredeyse iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Oxford ve Johns Hopkins Üniversiteleri destekli Edinburgh ve Aarhus Üniversitelerinden 7 araştırmacının uluslararası düzeyde 162 çalışmayı incelendiği geniş kapsamlı araştırmasında, sosyoekonomik durumla depresyon arasındaki ilişkinin güçlü olduğu ortaya çıktı. Araştırmanın sonuçlarına göre, özellikle gelir düzeyi, bireylerin ruh sağlığı üzerinde en belirleyici faktörlerden biri oluyor.
Araştırmaya göre, düşük gelir grubunda yer alanların depresyon yaşama olasılığı, yüksek gelir grubuna göre yaklaşık yüzde 96 oranında daha yüksek oluyor. Bu oran, düşük gelirin depresyon riskini iki katına çıkardığını gösteriyor.
Eğitim ve istihdamın etkisi sınırlı kaldı
Çalışmada, sosyoekonomik statüde yalnızca gelir değil; eğitim düzeyi ve istihdam durumu gibi bileşenlere de bakılırken, tüm göstergelerin depresyonla ilişkili olduğu görülse de en güçlü etki gelirde yoğunlaştı.
Düşük eğitim düzeyi depresyon riskini yaklaşık yüzde 69 artırırken, işsizlikte bu artış yüzde 57 seviyesinde kaldı. Gelir düzeyi diğer sosyoekonomik göstergelere oranla direkt ve güçlü bir etki yaratıyor.
Düşük gelirli ülkelerle sınırlı değil
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de gelir ve depresyon arasındaki ilişki, yalnızca düşük gelirli ülkelerle sınırlı kalmıyor. Yüksek gelirli ve düşük gelirli ülkeler arasında yapılan karşılaştırmalarda, depresyon riskindeki düşük gelirde artış benzer seviyelerde oldu.
Araştırma, düşük gelir ile depresyon arasındaki güçlü ilişkiyi ortaya koyarken, doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurma konusundaysa sınırlı kaldı. Uzun dönemli çalışmaların da önemli bir bölümünde, düşük gelirin zaman içinde depresyon riskini artırdığı izlendi.
Bu sonuçlar, iki olgu arasındaki ilişkinin gelirden ruh sağlığına doğru işlediğini gösterirken, ekonomik koşulların bireylerin psikolojik durumları üzerindeki etkisini de net biçimde ortaya koydu.
Toplum sağlığı da öne çıkıyor
Veriler sadece akademik değil, politika yapıcılar açısından da önemli sonuçlar içeriyor. Gelir düzeyi, eğitim ve istihdama göre daha hızlı ve doğrudan müdahale edilebilen bir alan olarak öne çıkıyor.
Doğrudan gelir destekleri, sosyal yardımlar ve gelir dağılımında iyileşmeye yönelik politikalar, ekonomik refahın yanında toplum sağlığını da doğrudan etkileyebiliyor.
Araştırma, düşük gelirin yalnızca ekonomik bir eşitsizlik göstergesi olmadığını, aynı zamanda küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğunu ortaya koyuyor.
