Köprü ve otoyolların her alanda zam ve zarar getirir
Uzmanlar özelleştirmelerin sonuçlarına karşı uyardı: Kamunun kârlı altyapı tesislerinin sermayeye devri, geçiş ücretlerinde fahiş artışlara, nakliye maliyetlerinin katlanmasına veya “geçiş garantisi” yükünün yeniden halkın sırtına yıkılmasına neden olabilir.
Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, KGM Avrupa ve Anadolu Otoyolları başta olmak üzere Türkiye’nin can damarı niteliğindeki 12 kritik hat özelleştirme idaresine devredildi.
Yap-İşlet-Devret (YİD) projelerindeki döviz endeksli geçiş ücretleri ve hazine garantileri yurttaşın belini bükerken uygun ücretli olan bu yolların da özel sektöre devri büyük tepki çekti. Kararın duyurulmasıyla birlikte durumun bütçeye, lojistiğe ve yurttaşın cebine olası etkileri en çok tartışılan konular arasında yerini aldı. Uzmanların aktardığına göre bu durum geçiş ücretlerini, enflasyonu ve lojistik maliyetleri doğrudan etkileyebilir.
UÇAN KUŞA BORÇ VAR
Konuyu değerlendiren İktisatçı Prof. Dr. Oğuz Oyan, yolların maliyetinin çoktan çıkarıldığını ve halka bedelsiz sunulması gerektiğini vurguladı: "30 yıllık bir işletme hakkı devrinden bahsediliyor. İktidar değişirse bu devrin 30 yıl sürmemesi, daha önce geri alınması gerekir. Neden? Çünkü şu an özelleştirme kapsamına alınan köprü ve otoyolların tümü aslında vergilerle ve geçiş ücretleriyle çoktan karşılanmış, kendisini amorti etmiş vaziyette. Normalde bunların halka bedelsiz sunulması gerekiyor. Öte yandan uçan kuşa borç var. Hazine açıkları yüksek ve yeni kaynaklara ihtiyaç var. Dolayısıyla her türlü kaynağa ulaşmaya çalışılıyor.”
Özelleştirmenin benzer kapsamda 2012’de de gündeme geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Oyan, “Burada hem dış hem iç alıcılar var, ne olacağını göreceğiz. Temelden bu özelleştirmeye karşı çıkmamız ve süreci yakından takip etmemiz gerekiyor. Bu özelleştirme hukuksuzdur ve sosyal devlet ilkesine temelden aykırıdır. Dolayısıyla yapılmaması gerekir. Yapılırsa da ilk fırsatta geri alınması şarttır” dedi.
BATI SERMAYESİNE VERİLEN BİR MESAJ
Kararın ekonomik bir zorunluluktan ziyade "ideolojik bir tercih" olduğunun altını çizen Ekonomist Murat Kubilay ise beklenen zamlara ve lojistik maliyetlerine dikkati çekti:
"Öncelikle bu özelleştirme güdüsünün ideolojik bir çerçevede ele alındığını söylemek gerekiyor. Türkiye’de 1980 sonrasında, doğru veya yanlış, özelleştirme bir devlet politikası. Fakat devletin kendi imkânlarıyla yapmış olduğu otoyollar özelleştirilmiyordu. Bu seferki durum budur. Şimdi daha az miktarda bir para konuşuluyor; 3-4 milyar dolar civarı. Tabii bu para artabilir. Verilecek taahhüdün süresi önemlidir. Aynı zamanda burada bir garanti olup olmayacağı, geçiş ücretlerinin hangi düzeyde belirleneceği de fiyatı belirleyecektir. Dolayısıyla bu ihale yenilenir ve çok yüksek bir fiyat gelirse, ‘Ne kadar güzel bir ihale oldu, kamu yararı ön plana alındı’ demeyeceğiz. Belli ki bunun bedeli kullanıcılara aktarılmış olacak, diyeceğiz.”
Yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirilen otoyollardaki yüksek fiyatların buraya da yansıyabileceğini ifade eden Kubilay, Avrupa Otoyolu, Anadolu Otoyolu gibi yerlerde ciddi bir fiyat artışı olmasının ihtimal dahilinde olduğu bilgisini paylaştı. Kubilay’a göre kararın etkileri şöyle: “Enflasyon ve lojistik maliyetlerini çok doğrudan, direkt etkileyecektir. Türkiye’de yaygın bir demiryolu ağı yok. Limanlar ile üretim tesisleri arasındaki köprü hâlâ otoyollar veya karayolları üzerinden kuruluyor. Karayolları zaten bedava, otoyollar ise makul ücretliydi. Şimdi burada ciddi bir artış olacak. Daha önce konuşulan 3-4 milyar veya fiyatları yukarıya çekip elde edilecek gelir 9-10 milyar dolar bile olsa, bütçe açığını kapatmaya yetecek bir miktar değil. Dolayısıyla ben bunu daha ideolojik bir tercih olarak görüyorum. İktidarın son dönemde Batı ile yakınlaşmasına verdiği bir mesajın bir parçası. Şehir hastanelerinde de bunu yaşamıştık.”
‘ÖZEL SEKTÖR DEĞİL MİLLET KÂR ETSİN’
Otoyolların ve köprülerin bakımını, onarımını ve işletmesini yürüten kamu işçilerinin yoğun örgütlendiği Türkiye Yol, Yapı, İnşaat İşçileri Sendikası (Yol-İş) Genel Başkanı Ramazan Ağar da karara tepki göstererek şunları söyledi: "Biz otoyolları devletin kendi işletmesi gerektiğini düşünüyoruz. Devlet ihaleye vermesin, gününü uzatmasın. Hem devlet hem millet kâr etsin. Otoyollarda geçiş garantili yüksek fiyatlar var. İnsanlar fahiş fiyatlar ödüyor. Dolayısıyla bunları devlet işletse bu fiyatlar da düşer, kâr da olur. Tekrar özel sektöre verildiği zaman, demek ki özel sektör kâr ettiği için bunu alıyor. Özel sektör kâr edeceğine devlet, millet kâr etsin. Bununla ilgili ilgili bakanlıkla da görüşeceğiz."
GERÇEK AMAÇ LİBERALLEŞME
Özelleştirme kararına bir tepki de mühendislerden geldi. Sürecin, kamu hizmetlerinin eşitlikçi niteliğini ortadan kaldırdığını vurgulayan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Uluata, “Ülkenin geleceğini ipotek altına alan bu politikalar derhal durdurulmalı; kamusal varlıklar toplum yararı doğrultusunda, demokratik planlama ve kamucu anlayışla yönetilmelidir” dedi. Uluata, şöyle konuştu: “Özelleştirme politikaları, yalnızca kamu mülkiyetinin özel sermayeye devri olarak değil; aynı zamanda halkın yıllar içinde ortaklaşa oluşturduğu değerlerin, toplumsal birikimin ve ulusal kaynakların yok sayılması anlamına geliyor. Kamusal işletmelerin, stratejik sektörlerin ve altyapının sermayeye peşkeş çekilmesi, toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel çıkarlarını ikinci plana atıyor, kamu hizmetlerinin eşitlikçi ve erişilebilir niteliğini ortadan kaldırıyor. Bu süreç, yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların kullanım hakkını da ipotek altına almakta; kamusal denetim ve planlama yetkisini zayıflatıyor. Gerçek amacın ekonominin tamamen liberalleştirilmesi ve bütün kamusal, toplumsal ekonomik kaynaklar üzerinde sermaye egemenliğinin tam olarak sağlanması ve sosyal devletin tasfiyesi olduğu bugün artık netlikle görülüyor.”
Meral DANYILDIZ / BİRGÜN
