YeniŞafak: Merkez Bankası bu sesi duyacak mı?
Merkez Bankası'nın faiz kararı öncesinde iş dünyası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişim sorununun üretim üzerindeki baskısının artık sürdürülemez hale geldiği konusunda hemfikir. TOBB, MÜSİAD, İTO ve İSO başkanları, para politikasında normalleşme sürecine geçilmesini, kredi kanallarının yeniden açılmasını ve üretimi destekleyecek adımların gecikmeden devreye alınmasını istedi. Karar, yalnızca piyasaların değil, aylardır ekonomide yeni bir sayfa açılmasını bekleyen reel sektörün taleplerine ne ölçüde karşılık verileceğini de gösterecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bugün açıklayacağı Para Politikası Kurulu kararı, uzun süredir yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişim güçlüğüyle mücadele eden reel sektör açısından kritik önem taşıyor. Üretimden ihracata, yatırımdan istihdama kadar birçok alanda baskının arttığına işaret eden iş dünyasının önde gelen isimleri, enflasyonla mücadeleden taviz verilmeden reel sektörü rahatlatacak yeni bir döneme geçilmesini bekliyor. Gözler şimdi yalnızca politika faizine değil, Merkez Bankası'nın karar metninde vereceği mesajlara da çevrilmiş durumda. Karar öncesinde TOBB, MÜSİAD, İTO ile İSO'dan peş peşe yükselen çağrıların ortak noktası, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve üretimi destekleyecek seçici adımların hayata geçirilmesi oldu. İş dünyası, mevcut sıkı para politikasının reel sektör üzerindeki yükünün giderek ağırlaştığını vurgularken, son dikkat çeken çıkış Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'ndan geldi.
KREDİ MALİYETLERİ AŞAĞI ÇEKİLMELİ
Hisarcıklıoğlu, bankaların kredi faizlerini indirirken ağır davrandığını, mevcut kredi limitlerine erişimde dahi zorluk çıkarıldığını belirterek, finansman sıkışıklığının piyasadaki ödeme zincirini bozduğunu söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Bankalar yüzde 60 faiz alıyorlar ama çıkarken bir günde yansıtıyorlar, indirirken iki ay bekliyorlar. Kredi faizlerini yüksek tutuyorlar. Mevcut kredi limitlerinizi bile kullanırken zorluk çıkartıyorlar. Böyle olunca da piyasada ödemeler dönmüyor. Çekimiz, senedimiz ödenmiyor. Bankalarımızdan daha vicdanlı davranmalarını talep ediyoruz" dedi. Yüksek enflasyondan en fazla reel sektörün etkilendiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, üretimin sürdürülebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması ve kredi maliyetlerinin aşağı çekilmesi gerektiğini ifade etti.
SIKI PARA POLİTİKASI MİADINI DOLDURDU
Mevcut ekonomik programa yönelik önemli değerlendirmelerden birini de Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir yaptı. Özdemir, sıkı para politikasının tek başına sürdürülebilir olmadığının altını çizerek, yeni bir çıkış stratejisine ihtiyaç duyulduğunu anlattı. Özdemir, "Sıkı para politikasının süresini çoktan doldurduğunu düşünüyorum. Sorunlarımızı birebir sıkı para politikasıyla çözemeyeceğimizi gördük ve anladık. Paradigmanın değişmesi ve devlet tarafından bir çıkış stratejisinin oluşturulması lazım" diye konuştu. Özdemir, kontrolsüz faiz indirimlerinin geçmişte yaşanan sorunları yeniden doğurabileceğine de değinerek, seçici para politikalarının devreye alınmasını istedi.
YENİ BİR İNCE AYARA İHTİYACIMIZ VAR
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de mevcut programın temel kazanımlarının korunması gerektiğini ancak değişen küresel koşullar nedeniyle ekonomi yönetiminin yeni bir ince ayara ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Avdagiç, "Kazanımları yok saymak mümkün değil. Gelinen aşamada ise savaşın getirdiği şartlarla birlikte iş dünyasının beklentileri de dikkate alınarak bugüne kadar finans ağırlıklı, rezerv ağırlıklı, baskılanmış kur ağırlıklı sürdürülen politikaya birkaç noktada güncelleme gelmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Avdagiç, döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengenin bozulmasının ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını ve dış ticarette rekabet gücünün korunmasının önemli olduğunu aktardı.
ÜRETİME DESTEK KAÇINILMAZ
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan ise Orta Vadeli Program’ın (OVP) mevcut şartlar karşısında üretim hayatının ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınması gerektiği görüşünü paylaşarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "OVP’nin temel hedefi olan dezenflasyon ve finansal istikrar yönündeki kararlılığı değerli buluyoruz. Ancak ortaya çıkan yeni koşullar; programın üretim hayatını destekleyecek tamamlayıcı adımlarla güçlendirilmesini artık kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu güncellemenin, üretim paydaşlarıyla istişare içinde ve sahadaki gerçeklik dikkate alınarak yapılacağına inanıyoruz." Üç yıldır uygulanan istikrar yaklaşımına en güçlü desteğin üretim kesiminden geldiğini hatırlatan Bahçıvan, "Sanayimizin yeniden ivme kazanabilmesi için; finansmana erişimin kolaylaştırılması, maliyet baskılarının hafifletilmesi ve öngörülebilirliğin artırılması büyük önem taşıyor. Aynı zamanda teknolojik dönüşümü hızlandıracak, verimliliği yükseltecek ve yüksek katma değerli üretimi teşvik edecek yapısal adımların gecikmeden devreye alınması gerekiyor" açıklamasında bulundu.
