Gazete Memur - gazetememur.com


© Copyright 2026 Gazete Memur

Denizolgun boğularak mı öldürüldü?

Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüyle ilgili feth-i kabir kararı verilen soruşturmada dikkat çeken iddialar ortaya çıktı. Ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun, kardeşinin poşetle ağız ve burnu kapatılarak boğulmuş olabileceğini öne sürdü. Denizolgun, boyundaki ekimotik alanların boğazın sıkılması ve nefessiz bırakılma ihtimalini düşündürdüğünü belirtti.

Kaynak : Yenişafak Gazetesi Giriş : Güncelleme :
Denizolgun boğularak mı öldürüldü?

Süleymancıların önceki lideri Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümü yıllardır tartışılıyor. 13 Temmuz’da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen ve savcılığın talebi doğrultusunda feth-i kabirle sonuçlanan şikâyet dilekçesinde, merhum Denizolgun’un ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun ve çiftlikte çalışan seyis Rufat Kadyrow'un beyanları dikkat çekti.

OLAY YERİ 8,5 SAATTE Mİ TOPLANDI?

Merhum Denizolgun’un ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun o dönem savcılığa sunduğu şikayet dilekçesinde, 8 Eylül 2016 sabahı saat 09.51’de Riva Polis Merkezi’ne ifade veren Türkmenistan uyruklu seyis Rufat Kadyrow'a dikkat çekti. Kadyrow'un ifadesinde çelişkiler bulunduğu kaydedilen dilekçede, Denizolgun 7 Eylül saat 19.00 sıralarında ölü bulunmasına rağmen 8 Eylül saat 03.30 sıralarında Riva Polis Merkezi Amirliği'ne haber verildiği belirtilerek 8,5 saat neden beklendiği sorgulandı. Bu sürede olay yerinin derlenip toplanmış olabileceği vurgulanarak çiftliğe gelip gidenlerin belirlenmesi istendi.

POŞETLE BOĞULMA İHTİMALİ

Kardeşi bulunduğunda ağzından kan geldiği bilgisini veren Denizolgun, bunun beyin kanaması belirtisi olmadığından, ölümün beyin kanaması sonucu gerçekleşmediği şüphesine dikkat çekti. Abi Denizolgun, “Boynun sol alt tarafındaki yaygın ekimotik alanlar, boğazın sıkılması, torba-poşet ile ağız ve burnun kapatılarak nefessiz bırakılması ihtimalini akla getiriyor. Ölümden hemen sonra Alihan Kuriş cemaatin yeni lideri olduğuna ilişkin çeşitli beyanlar ve iddialar ile kamuoyu oluşturmaya başladı” dedi. Alihan Kuriş’in o akşam çiftliğe gidip kapıyı kırarak içeri girdiğinin konuşulduğunu ifade eden abi Denizolgun, “Bu iddia gerçekse soruşturmanın seyri değişebilir” diye konuştu.

ÖLMEDEN ÖNCEKİ SON TALİMATI

Ağabey Denizolgun, kardeşinin ölmeden önce Mustafa Çelik’i yanına çağırıp şirketlerdeki tüm görev ve yetkilerini bırakması talimatı verdiğini anlattı. Mustafa Çelik, Arif Ahmet Denizolgun döneminde cemaatin mali yapılanmasının başındaki önemli isimlerden biri olarak gösteriliyor. Denizolgun, ölümün bu olayla ilgisi olup olmadığının tespiti için cemaatin kasasını yöneten ve yapılanmanın 2 numarası olarak tanımlanan Mustafa Çelik’in de ifadesine başvurulması gerektiğini belirtti.

Önce şoför sonra Tuna Kuriş geldi

Denizolgun’un şikâyeti üzerine ifadesi alınan Kadyrow ise olay gününü şöyle anlattı:

“Arif Ahmet Denizolgun 6 Eylül 2016 saat 15.00 sıralarında kendi arabasıyla tek başına çiftliğe geldi. Ata binip çiftlikte dolaştı. Bahçede gezdi. Saat 17.00 sıralarında tek başına eve girdi. Ondan sonra da bir daha kendisini görmedim.7 Eylül 2016 günü saat 07.00 sıralarında Denizolgun'un şoförü Murat çiftliğe geldi. Bana ‘Ahmet Bey evde mi?’ diye sordu. Ben de ‘Evde’ dedim. Saat 13.00 sıralarında ‘Ahmet Bey ne zaman çıkar?’ diye sordu. ‘Saat 15.00 sıralarında çıkar’ dedim. Murat saat 13.00 sıralarında arabasına binip gitti. Saat 17.00'ye kadar evden çıkmayınca meraklandım. Murat'ı aradım. ‘Ahmet Bey ile konuştunuz mu?’ diye sordum. ‘Hayır konuşmadım, sen eve git, bak, kontrol et’ dedi.”

ANAHTAR KAPININ ÜSTÜNDE, AÇ GİR

“Villanın kapısına gittim, kapıyı çaldım. Kimse açmayınca tekrar Murat'ı aradım ve içeriden ses gelmediğini söyledim. O da ‘Ben geliyorum’ dedi. Saat 19.00 sıralarında Murat beni aradı ve ‘Tekrar git kapıyı çal, içeriye seslen, ses gelmezse anahtar kapının üzerinde, aç gir’ dedi. Ben de kapının üzerindeki anahtarla kapıyı açıp içeri girdim. Daha önceden kapının üzerinde anahtar bırakılıp bırakılmadığını hatırlamıyorum ve bilmiyorum.”

ŞOFÖR, AHMET İSİMLİ KİŞİYLE GELMİŞ

“Villanın giriş katında lambalar yanıyordu ancak kimse yoktu. İkinci kata çıktım. Televizyonun olduğu yere geldiğimde lambaları yaktım. Arif Ahmet Denizolgun, iki kişilik kanepede oturur vaziyette hafif geriye kaymış şekilde hareketsizdi. Sağ elini tutup nabzını ölçmek istedim. Soğuktu, nabız alamadım. Çok korktum. Ağzından kan sızıp sızmadığını hatırlamıyorum. Hemen aşağı indim. Tekrar Murat'ı aradım, ‘Geldim, kapıyı aç’ dedi. Yanında Ahmet adlı biriyle gelmişti. İlk kez burada gördüm. Üçümüz tekrar yukarı çıktık.”

ATLARA TALAŞ İNDİRMEYE GİTMİŞ

“Ahmet, Denizolgun'un nabzına bakıp ‘Ölmüş’ dedi. Aşağı indik. Bir süre sonra Tuna (Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş) diye seslendikleri yeğeni geldi. Ben ölü muayenesi için siz geldiğinizde tekrar girdim. Ölenin yakını olmadığımdan ben polisi aramadım. Murat ve Ahmet’in neden polise hemen haber vermediklerini bilmiyorum. Doktor Nurettin Demirkol’u tanımıyorum. Eve ne zaman geldiğini de hatırlamıyorum. Çünkü ben bir ara atların olduğu yere gidip talaşları indirmiştim. Evin kapısının kırılarak içeri girildiğini kabul etmiyorum.”

Naaşı yeniden mezarında

Denizolgun’un naaşı, önceki gün gerçekleştirilen feth-i kabir ve Adli Tıp Kurumu’nda tamamlanan işlemlerin ardından Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabrine konuldu. Alınan örnekler doğrultusunda Denizolgun’un ölümünün doğal nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği ve herhangi bir dış müdahalenin söz konusu olup olmadığı yönünde çalışmalar yürütülmesi bekleniyor.