Emekli seyyanen zam ve refah payı istiyor
2023 seçimleri öncesinde memurlar için açıklanan seyyanen zam düzenlemesi, aradan geçen zamana rağmen memur emeklilerinin gündeminden düşmüyor. Dönemin en dikkat çeken vaatlerinden biri olan “memura verilen ek artışın emeklilere de yansıtılacağı” açıklaması, milyonlarca emekli tarafından hâlâ yerine getirilmeyi bekleyen bir söz olarak görülüyor.

Yaklaşık 2,5 milyonu aşkın memur emeklisi, seyyanen zam düzenlemesinin maaşlarına dahil edilmemesi nedeniyle gelir kaybı yaşadıklarını savunurken, aktif görevdeki memurlar da benzer kaygılar taşıyor. Çünkü mevcut sistemde Emekli olan memurların maaşlarında ciddi düşüş yaşandığı belirtiliyor. Bu durumun birçok kamu çalışanının emeklilik kararını ertelemesine neden olduğu ifade ediliyor.
Konu yalnızca ekonomik tartışma olmaktan çıkıp hukuki sürece de taşındı. Taleplerinin karşılanmadığını belirten bazı emekliler, yerel mahkemelerden sonuç alamayınca Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.
Uzmanlar ise seyyanen zam tartışmasının yalnızca bugünkü emeklileri değil, gelecekte kamu görevine girmeyi planlayan milyonlarca kişiyi de ilgilendirdiğine dikkat çekiyor. Memur maaş sistemi ve emeklilik dengesi üzerindeki etkilerin önümüzdeki süreçte daha fazla tartışılması bekleniyor.
EMEKLİ MAAŞI DEĞİL, ADALET UÇURUMU!
Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş, köşesinde konuya dair kritik noktalara değindi. Karakaş, yazısında şu ifadelere yer verdi:
"Memur emeklileri; “Görevdeki memur ile emeklisi arasındaki bağ koptu. 77 yıllık gelenek yerle yeksan oldu. Eskiden emeklilik, bir ‘istirahat dönemi’ idi; şimdi ise tam bir ekonomik uçurum oluştu” diyorlar.
Hakikaten çalışırken alınan maaşlarda, emeklilik dilekçesi verildiği an %40’lara varan düşüşler vuku buluyor.
Bu durum sadece emekliyi değil, kamuya girmek için gün sayan gençleri de vuruyor. Zira maaşı kuş kadar kalacak olan memur, koltuğuna tabiri caizse "demir atıyor". Emekli olamayanın yerine genç nefer giremiyor.
ANAYASA MAHKEMESİNDE “SEYYANEN ZAM ARAYIŞLARI”
Memur emeklisinin serzenişleri ayyuka çıkınca, konu yargıya taşındı. Sosyal medya platformlarından yükselen sesler artık Anayasa Mahkemesi’nin koridorlarında yankılanıyor.
Emekli memurlarımızın hak arayışındaki temel taşlar şunlardır:
- Eşitlik İlkesi: Aynı statüdeki kamu görevlilerini "aktif" ve "emekli" diye ayırmak, hukuk devletinin ruhuna mugayirdir.
- Mülkiyet Hakkı: Emekli maaşı bir mülkiyet hakkıdır. 2026 itibarıyla faiz ve gecikme zammı hariç toplam kaybın 525 bin TL’yi aşması, mağduriyet teşkil etmektedir.
- Sosyal Devlet: Enflasyon canavarı emekliyi de memur kadar yakarken, koruma kalkanının sadece bir kesime tutulması adaleti zedeler. Keza seyyanen zam almayan memur emeklisi önce toplu sözleşme süresince üç dönem üst üste TÜİK enflasyonun altında güncellemeyle karşı karşıya kalmıştır. 4 aylık enflasyona göre şimdi de %4,13 oranında enflasyonun altında güncelleme ile karşı karşıya…
RAKAMLARIN LİSANI: 35 AYDA BİR SERVET KAYBOLDU
Hesap ortada, rakamlar yalan söylemez. Memur emeklisinin yüksek enflasyon ortamında faizsiz olarak hesaplandığında bile yarım milyonu aşkın kaybı bulunmaktadır. Eğer vadedilen o seyyanen zam bugün cüzdanlarda olsaydı, en düşük memur emeklisi asgari ücretin altında ezilmeyecek, 50 bin TL sınırına yaklaşacaktı.
Bu meblağ; bir emeklinin evladını evlendirmesi, borcunu kapatması, huzurla nefes alması demekti. Memur emeklileri alım gücü bakımından tam 20 yıl öncesinin gerisine düştüklerini söylemektedir.
GENÇLERE KADRO, EMEKLİYE NEFES!
Mesele sadece bir emekli ve memurun değil, memleketin meselesidir. Sadece Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığı’nda emekliliği gelmiş 250 bini aşkın memur, bu zammı bekliyor. Bu kapı açılırsa, 250 bin gencimiz taze kan olarak kamuya girecek. Seyyanen zam, tıkanan sistemin anahtarıdır…
HASILIKELAM: Seyyanen zam, devlet sözü hâline gelen ve ifası zaruri bir ihtiyaçtır.
