Türkiye Maarif Vakfı, FETÖ'den devralınan okullarda önemli dönüşüm sağladı
Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil, Fetullahçı Terör Örgütü'nden (FETÖ) devralınan okulları bir eğitim felsefesi olan, ciddi eğitim kurumları haline getirmek için çalıştıklarını, bu konuda büyük başarı elde ettiklerini söyledi.

Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil, vakfın Türkiye adına yurt dışında yürüttüğü örgün ve yaygın eğitim faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türkiye Maarif Vakfı Kanunu'nun 17 Haziran 2016'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bütün siyasi partilerin katılımıyla kabul edildiğini, 28 Haziran 2016'da da Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anımsatan Özdil, aradan 10 yıl geçtiğine işaret etti.
Vakfın ilk 10 yılını "geleceği inşa eden 10 yıl" olarak adlandırdıklarını dile getiren Özdil, iyi yetişmiş nesillerin gelecek açısından önemine dikkati çekti.
Okullarda kendisinin, ülkesinin ne olduğunu bilen, kendi köklerinden kopmamış çocuklar yetiştirmeye gayret ettiklerinin altını çizen Özdil, "10 yıldır iyi insanların yeşerdiği bir zemin oluşturabilmek için gayret ettik. Bugün itibarıyla da bunların filizlenmeye başladığını gördüğümüz bir aşamadayız. Dolayısıyla da hem çok memnunuz ama hem de büyük sorumluluk taşıdığımızın, bu sorumluluğun bitmediğinin farkındayız." değerlendirmesinde bulundu.
"Anaokulundan lise son sınıfa kadar okullarımız var"
Türkiye Maarif Vakfı olarak dünyanın 66 ülkesinde bulunduklarını, Antarktika dışındaki bütün kıtalarda faaliyet yürüttüklerini anlatan Özdil, bu ülkelerin 57'sinde fiilen çalışan eğitim kurumlarının bulunduğunu, geri kalanında da çalışmaların tamamlanma aşamasında olduğunu belirtti.
Brezilya'da eğitim kurumu açılmasına ilişkin görüşmelerin sürdüğünü, bu kurumu gelecek yıl faaliyete geçirmeyi planladıklarını ifade eden Özdil, Kazakistan'da da iki okul kurulması için anlaşma imzaladıklarını bildirdi.
Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Özdil, her kademede hizmet veren okullarının 75 binden fazla öğrencisinin bulunduğuna dikkati çekti.
Vakfın bulunduğu ülkelerde prestijli üniversitelerle anlaşmalar imzaladıklarını, bu çerçevede Türkiye Araştırmaları Merkezlerini faaliyete geçirdiklerini anımsatan Özdil, merkezlerin dünyada alternatif bir akademik bağlantı oluşturmak açısından önemine değindi.
Kırgızistan'ın başkenti Bişkek ve Arnavutluk'ta iki üniversitelerinin bulunduğunu aktaran Özdil, bugün itibarıyla kanunun çizdiği çerçevedeki örgün ve yaygın eğitim faaliyetlerinin hemen her alanında faaliyet gösterdiklerini vurguladı.
"Çok büyük başarı elde ettik"
Vakfın FETÖ ile mücadele kapsamında önemli sorumluluk üstlendiğine de işaret eden Özdil, birçok ülkenin sınırları içerisinde FETÖ iltisaklı okul istemediğini dile getirdi.
Özdil, şöyle devam etti:
"Tehlikeyi onlar da gördüler ama o okulları kapatacak kapasiteleri de yoktu. Çünkü zaten eğitim arzı sıkıntılı. Bir okulun kapanması diyelim ki 300-500 çocuğun daha okul sistemi dışına çıkması anlamına gelebilirdi. Bazı ülkeler için bu bizim Türkiye'deki şartlarla idrak edemeyeceğimiz kadar büyük sorun olabilir. Dolayısıyla Türkiye Maarif Vakfı olarak biz bu okulları devralıp, rehabilite edip, ciddi, ayakları yere basan, bir eğitim felsefesi olan eğitim kurumları haline getirmeye gayret ettik. Burada da çok büyük başarı elde ettik.
En son Kırgızistan'daki bütün FETÖ iltisaklı okullar, Türkiye Maarif Vakfına devredildi. Sistemde 17 bin öğrenci vardı. Bugün öğrenci sayısı 20 bini geçti ki Kırgızistan, FETÖ iltisaklı grupların çok özel önem verdikleri bir ülkeydi. Orada da bütün bu sürecin sorunsuz, öğrencilerin hiçbir zarar görmemelerinin sağlanmasıyla ve velilerin kalpleri rahatlatılarak devam etmesi Türkiye Maarif Vakfının 10 yıl boyunca edindiği birikimin sahadaki kabiliyetini de son derece artırdığını gösteren güzel bir örnek oldu."
"Türkiye Maarif Vakfı, bugün dünyada büyük teveccüh gören bir kurum"
Vakfın, Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesindeki rolüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdil, dünyada eğitim alanında yeni bir ses yükselmesi, bu modelin yaygınlaşması için çalıştıklarının altını çizdi.
Özdil, insanların kendilerine en kıymetli varlıkları olan çocuklarını emanet ettiklerini vurgulayarak, "Diyorsunuz ki 'Sizin ülkenizin geleceğini bu okullarda yetişen çocuklar eline alacak.' Bunun bir güven inşasıyla olması gerekir. Oralarda harcadığımız emeğe de hiç yanmıyoruz. Ne gerekiyorsa, nasıl ikna etmemiz gerekiyorsa, kendimizi nasıl ifade etmemiz gerekiyorsa, sabırla, ilmek ilmek örerek çalışıyoruz. Türkiye Maarif Vakfı, bugün dünyada büyük teveccüh gören bir kurum. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki okulumuz, bekleme listesi var önünde, orada da insanlar çocuklarını Türkiye Maarif Vakfı okullarına vermek istiyor. Avustralya'da da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Afrika ülkelerinde de aynı şekilde." diye konuştu.
"Okula girdiğimizde ne fiziki şartlar ne müfredat açısından hiçbir çerçeve olmadığını gördük"
FETÖ iltisaklı okulların kendilerine "çok başarılı" algısını oturtmaya çalıştığını ama okullara girdikten sonra bunun tam tersi bir tabloyla karşılaştıklarını anlatan Özdil, şunları kaydetti:
"Örneğin, Fildişi'nde FETÖ iltisaklı okulu devraldık. Devralmadan önce Fildişi kamuoyunda, Türkiye'ye de yansıması var bunun elbette, 'burası çok üst düzey eğitim veren, çok elit okul' algısı vardı. Fakat okula girdiğimizde ne fiziki şartlar ne müfredat ne eğitim anlayışı açısından hiçbir çerçevenin olmadığını gördük. Hani kötü bir çerçevenin olduğunu demiyorum. Hiçbir çerçevenin olmadığını gördük. Burkina Faso'da okulları devralırken defalarca duyduğumuz şeydi, 'Bu okullar şöyle şahane, acaba Türkiye Maarif Vakfı olarak, bu okulları bu düzeyde devam ettirme kapasiteniz var mı?' Fakat okulları devraldık. İçlerine girdiğimizde açıklıkla söylemek isterim bunu, kız yurduna öğürmeden girebilmeniz mümkün değil, pislik içerisindeydi. Yemekhane diye yapılan yer, bir insanın çocuğunu yemek yediremeyeceği bir ortam. Ama işte Afrikalılara o layık görülmüş."
"Türkiye Maarif Vakfı, FETÖ iltisaklı okullarla koşut görülmemesi gereken bir kurum"
Bunların "asap bozucu" olduğunu vurgulayan Özdil, "Neden asap bozucu diyorum? Daha iyi bir şey beklediğim için değil ama bu rezilliğin iyi bir eğitim, iyi bir okul olarak pazarlanabilmesi gerçekten asap bozucu. Mesela Kırgızistan en son örnek. Kırgızistan en güçlü oldukları yer deniliyor. Bütün okulları devraldık. İklimi tahmin edebiliyorsunuz, okullarda kömür yok, çocuklar üşüyor, titriyor. Etler kurtlanmış. O okulların adam edilmesi için ciddi çalışma yapmak gerekiyor. Bu sadece fiziki şartlar açısından." dedi.
Eğitim ayağında da çocukların hiçbir ihtiyacının gözetilmediğini aktaran Özdil, sözlerini şöyle tamamladı:
"Çünkü aslında yapılmak istenen şey, başka bir faaliyet. Onun perdelemesi olarak eğitim yapılıyor. O perdenin önünde de en güzel fotoğrafı hangi öğrenci verecekse onun ittirilmesiyle bir hayal dünyası oluşturulmuş. Benim açımdan, Türkiye Maarif Vakfı açısından şöyle bir şey var: Türkiye Maarif Vakfı, FETÖ iltisaklı okullarla koşut görülmemesi gereken bir kurum. Yani bu bakış açısı, Türkiye Maarif Vakfı açısından hakaret addedeceğim bir şey. Çünkü bir tarafta hiçbir şey yok, bir tarafta uluslararası eğitim alanında dünyada yeni bir ses yükseltmeye çalışan, ciddi, işin ayrıntılarını düşünen, köşesine, bucağına dikkat eden bir eğitim anlayışı var."
